Bölüm 22 Tablo
Öpücük
Viyana, 1908. Bu tablodaki parıltı boya değil. Gerçek altın. Klimt'in babası altın işlemecisiydi. Oğul, babasının zanaatını tuvale taşıdı.
Hikaye · sahne sahne
- Dünyanın en çok kopyalanan sarılması bu: kupalarda, posterlerde, telefon kılıflarında. Ama aslını görenler aynı şeyi söylüyor: hiçbir kopya, gerçeğindeki parıltıyı veremiyor.
- Çünkü bu parıltı boya değil. Tuvalin üzerinde gerçek altın ve gümüş varak var. Klimt'in babası altın işlemecisiydi; oğul, kuyumcu zanaatını resim sanatına taşıdı.
- İlhamın kaynağı bir yolculuktu. Klimt 1903'te İtalya'nın Ravenna kentine gitti ve bin yıllık Bizans mozaiklerini gördü: altın zemin üzerinde yüzen figürler. Döndüğünde "Altın Dönemi" başladı.
- Desenler rastgele değil. Adamın örtüsünde sert, siyah-beyaz dikdörtgenler; kadının elbisesinde çiçekler ve renkli daireler var. İki zıt dünya, tek altın örtünün içinde eriyor.
- Yüzlere bakın. Adamın yüzü bizden tamamen saklanmış; sadece ensesini görüyoruz. Kadının yüzü ise gözleri kapalı, kendinden geçmiş hâlde bize dönük. Tablonun bütün duygusunu tek başına o yüz taşıyor.
- Ve gözden kaçan detay: zemin. Çift, çiçekli bir yamaçta diz çökmüş durumda ve yamaç, hemen ayaklarının dibinde bitiyor. Kadının ayak parmakları uçurumun kenarına kıvrılmış. Aşk, tam kenarda duruyor.
- Çiftin kimliği hiçbir zaman açıklanmadı. En güçlü tahmin, Klimt'in kendisi ve hayat boyu yol arkadaşı modacı Emilie Flöge. İkisi hiç evlenmedi ama Klimt ona yüzlerce kartpostal yazdı.
- Tablonun öncesinde ise bir skandal var. Klimt'in üniversite için yaptığı tablolar müstehcen bulunmuş, ressam eserlerini geri alıp devletten aldığı parayı iade etmişti. Viyana'nın gözünde artık sakıncalı bir isimdi.
- Sonra bu tablo geldi. 1908'deki sergide daha boyası tam bitmemişken Avusturya devleti tarafından satın alındı. Ödenen fiyat, o güne kadarki rekorları katladı. Sakıncalı ressam, tek tabloyla ulusal hazineye dönüştü.
- Klimt 1918'de, 55 yaşında öldü. Ardında kare formatlı bu başyapıtı bıraktı: 180'e 180 santim, tam bir kare. Altın fon içinde çift, bir aziz ikonu gibi parıldıyor.
- Tablo o günden beri Viyana'daki Belvedere Sarayı'nda ve kurallar net: kopyalar dünyayı dolaşıyor, asıl eser hiçbir yere ödünç verilmiyor.
- Bu yüzden geçerli olan tek kural şu: Öpücüğü gerçekten görmek isteyen, Viyana'ya gider. Altın, ekranda değil; ancak karşısında durunca parıldıyor.